Spread the love

Çocukluk (Baran)

Baran, annesinin gidişini hatırlamıyor.
O daha üç yaşındayken, annesi bir sabah sessizce evi terk etmişti.
Babası ise zaten hep bir gölgeydi—evdeydi ama yoktu.
Baran’ı büyüten, anneannesi oldu.
Adı Naciye’ydi.
Küçük bir kasabada, eski bir evde yaşadılar.
Naciye nine, her sabah sobayı yakar, Baran’a masallar anlatırdı.
Ama masalların sonunda hep bir hüzün olurdu.
“Bazı insanlar gitmek için doğar,” derdi.
“Bazılarıysa kalmak için.” Dünyası, Parantezler – Bir Adamın Sessizliği içinde şekillenen Baran, o yaşta bile kalmayı seçmişti.

>Baran, o yaşta bile kalmayı seçmişti.
Ama içinde hep bir eksiklik vardı.
Annesinin sesi yoktu hafızasında.
Sadece boşluk vardı.
Ve o boşluk, ilk parantezi açtı ve Parantezler – Bir Adamın Sessizliği sürecini başlattı.


Aynadaki Yüz (Baran)

Baran büyüdü.
Anneannesi yaşlandı, sonra bir gün sessizce öldü.
Baran, o gün ilk kez gerçekten yalnız kaldı.
İstanbul’a taşındı.
Bir üniversite kazandı, sonra bir iş buldu.
Ama her sabah aynaya baktığında, yüzünde anneannesinin çizgilerini görüyordu.
Ve gözlerinin içinde, annesinin yokluğunu.

İnsanlar onu “dengeli” buluyordu.
“Ne güzel, hiç öfkelenmiyorsun,” diyorlardı.
Ama kimse bilmiyordu:
Baran öfkesini yıllar önce, soba başında unuttuğu bir masalda bırakmıştı.
O günden beri sadece susuyordu.
Ve suskunluk, onun ikinci paranteziydi. Parantezler – Bir Adamın Sessizliği, bu suskunluğun izlerini taşır.


Karşılaşma (Baran ve Cem)

Bir seminerde tanıştılar.
Cem, sahnede konuşuyordu.
Baran, arka sırada oturuyordu.
Cem’in sesi yüksekti, ama içinde bir çatlak vardı.
Baran onu hemen fark etti.
Çünkü çatlakları en iyi, kendi içinde kırık olanlar görür.

Seminerden sonra Cem yanına geldi.
“Sen hiç konuşmadın,” dedi.
Baran omuz silkti.
“Dinlemek daha kolay.”
Cem gülümsedi.
“Ben de hep konuşurum, çünkü susarsam düşerim.”

İki zıtlık, Parantezler – Bir Adamın Sessizliği içinde aynı sessizlikte buluştu.


Sessizlikteki Dostluk (Baran ve Cem)

Birlikte yürümeye başladılar.
Konuşmadan, sadece adımlarla.
Baran, Cem’in kahkahalarının ardındaki yorgunluğu gördü.
Cem, Baran’ın sessizliğinin ardındaki çığlığı duydu.
Bir gün, Baran onu anneannesinin eski evine götürdü.
Ev artık boştu, ama duvarlar hâlâ masal kokuyordu.
Cem, sobanın başına oturdu.
“Burası senin kökün,” dedi.
Baran başını salladı.
“Ve aynı zamanda boşluğum.”


Açılan Parantez (Baran)

Baran yazmaya başladı.
Anneannesinin eski defterlerinden birini buldu.
İçinde yarım kalmış bir masal vardı.
Bir çocuk, annesini rüyasında arıyordu.
Baran o masalı tamamladı.
Ama sonunu değiştirdi:
Çocuk annesini bulmadı.
Ama kendini buldu.

Cem’e gösterdi.
Cem okudu.
Ve sadece “devam et” dedi. Parantezler – Bir Adamın Sessizliği içinde Baran o gün, ilk kez bir parantezi kapattı.


Cem’in Hikâyesi (Cem)

Cem’in hikâyesi de kolay değildi.
Annesi onu küçükken terk etmişti.
Babası alkolikti, öfkeliydi.
Cem, hayatta kalmak için gülmeyi seçmişti.
Ama her kahkaha, içindeki çocuğun çığlığını bastırıyordu.
Baran’a şöyle dedi:
“Ben hep güldüm, çünkü ağlarsam duramam sanıyordum.”
Baran onun elini tuttu.
“Artık birlikte susabiliriz,” dedi.


Nokta (Baran ve Cem)

Bir gün parkta otururken, bir çocuk geldi.
Elinde bir defter vardı.
“Resim yapıyorum,” dedi.
Baran bir daire çizdi.
Cem içine bir nokta koydu.
“Bu ne?” diye sordu çocuk.
Baran gülümsedi:
“Biz.”
Cem ekledi:
“Ve içimizde kalanlar.”


Discover more from LIBER SINE BIBLIOTHECA

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a Reply

Trending

Discover more from LIBER SINE BIBLIOTHECA

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading

Discover more from LIBER SINE BIBLIOTHECA

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading