Umberto Eco’nun Gülün Adı romanı üzerine bir deneme. Neden bu esere tekrar tekrar dönüyoruz? Kitap, film, dizi ve sesli kitap analizi.
Anlamın Labirenti: “Gülün Adı“na Dönüşler
Bazı kitaplar vardır; bir kez okunur ve rafa kaldırılır. Sonra bazıları vardır ki, onlara tekrar tekrar döneriz; sanki bir zamanlar bizi kabul etmiş, içimizde iz bırakmış bir mekâna geri dönüyormuşuz gibi. Umberto Eco Gülün Adı: Anlamın Labirenti böyle bir eser ve tam da bu ikinci türdendir. Bunun nedeni hikâyeyi unutmuş olmamız değil, her dönüşümüzde bizim değişmiş olmamızdır. Ve biz değiştikçe kitap da değişir.
Eco, yüzeyde bir manastırda geçen polisiye roman yazmıştır fakat gerçekte bu, çok daha fazlasıdır. Bilginin iktidarı, yorumdan duyulan korku, gülmenin tehdit olarak algılanması, hafızanın bir silaha dönüşmesi üzerine yazılmış bir metindir. Okunmak istenmeyen kitaplar ve anlaşıldıklarında neler olabileceğinden korkan insanlar hakkında bir romandır.

Roman
Romanın geçtiği manastır yalnızca bir dekor değildir. Sessizlik, ritüel ve düzenle örülmüş kapalı bir dünyadır; Orta Çağ Avrupa’sının bir mikrokozmosu olduğu kadar, hakikat üzerinde tekel kurmak isteyen her kurumun zamansız bir modelidir. Düzen ile kaos burada karşıt değil, aynı madalyonun iki yüzüdür.
Romanın en güçlü imgelerinden biri kütüphanedir: hem gerçek hem de mecazi anlamda bir labirent. Kütüphane, dünyanın hafızasıdır ama aynı zamanda bir tuzaktır. Bilginin biriktiği fakat erişimin engellendiği bir mekândır. Eco, bilgiye erişim, sansür ve hakikatin kim tarafından belirlendiği gibi bugün hâlâ güncel olan tartışmaları önceden sezmiş gibidir. Gülün Adı‘ndaki kütüphane tarafsız değildir; politik bir alandır.
William of Baskerville
William of Baskerville karakteri, başka bir iktidar biçimini temsil eder: aklın, şüphenin ve yorumun gücünü. Yanılmaz bir kahraman değildir. Aksine, sık sık yanılır, varsayımlarını gözden geçirir, kendi yöntemlerinden kuşku duyar. Gücü tam da buradan gelir. Eco, hakikatin sahip olunan bir şey değil, alçakgönüllülük gerektiren bir arayış süreci olduğunu gösterir.
William ile Adso arasındaki ilişki, öğretmen ile öğrenci arasındaki bağ olduğu kadar, deneyim ile masumiyet arasındaki ilişkidir. Adso tanıktır, yazıcıdır, anlatının hafızasıdır. Yıllar sonra geriye bakan sesi, romanda derin bir melankoli yaratır. Okuduğumuz her şey çoktan kaybolmuş bir dünyaya aittir; yalnızca kelimeler aracılığıyla yeniden canlandırılabilir.
Romanın en kışkırtıcı temalarından biri gülmedir. Gülme, düzen için bir tehdittir; otoriteyi sarsan, mutlakiyeti bozan bir güçtür. Gülmeden korkmak, görecelilikten korkmaktır. Eco burada totaliter düşüncenin –ister dinsel ister politik olsun– mizaha neden tahammül edemediğini ustalıkla gösterir. Çünkü gülme, şüpheyi davet eder.
Film ve Dizi
Dizi ve film uyarlamaları bu dünyaya farklı kapılar açar. Film, taşın, ateşin ve gölgenin maddeselliğini vurgulayan karanlık bir ikon gibidir. Dizi ise daha yavaş bir ritim, daha fazla ayrıntı ve nefes alanı sunar. Sesli kitap ise metni sözlü geleneğe geri döndürür; sanki bir hücrede mum ışığında okunan bir el yazması gibi.
Bu esere tekrar tekrar dönmemiz tesadüf değildir. “Gülün Adı” tüketilebilecek bir roman değildir. Bir aynadır. Hayatın farklı dönemlerinde onda farklı şeyler görürüz. Bazen polisiye yönü, bazen felsefi diyalogları, bazen de mekânın sessizliği bizi çağırır.
Eco’nun dediği gibi yazar, kitabı yazdıktan sonra ölür; geriye yalnızca metin kalır. Gülün Adı bunu doğrular. Her okur kendi labirentini kurar. Tek bir doğru yorum yoktur. Gücü de buradan gelir: Bize yalnızca metni değil, dünyayı nasıl okuyacağımızı öğretir.
Bilginin manipüle edildiği, hakikatin bir mücadele alanına dönüştüğü çağımızda bu roman ürkütücü derecede günceldir. Eco, bilginin alçakgönüllülükten yoksun olduğunda baskı aracına dönüşebileceğini hatırlatır ve belki de en değerlisinin gülme, şüphe ve açıklık olduğunu söyler.
Gülün Adı‘na dönüş nostalji değildir. Bir uyanıklık eylemidir. Labirentlerin yalnızca kütüphanelerde değil, zihnimizde de olduğunu hatırlatır. Ve çıkış yolunun mutlak doğrulardan değil, soru sormaktan geçtiğini fısıldar.





Leave a Reply