Spread the love

Üsküdar’daki eski bir villanın duvarında solan tapetanın ardında kalan rüyaları, zamanın izlerini ve unutulmuş bir kuş motifinin sessiz direnişini anlatan içsel, şiirsel ve atmosferik bir hikâye.


Rüya Duvarının Önünde

1.

Üsküdar’ın yokuşlarında gece ağır ağır çökerken, denizden yükselen tuzlu esinti eski bir villanın duvarlarına dokunuyordu. Bu villa, artık kimsenin tam olarak hatırlamadığı bir ailenin zamanla unutulmuş hikâyesini taşıyordu; fakat içeride, üst kata çıkan dar merdivenin sonunda, duvara tutunmaya çalışan solgun bir duvar kağıdı hâlâ nefes alıyor gibiydi. Bir Cennet kuşun kanatlarını andıran motif, yıpranmış kâğıdın üzerinde titrek bir ışık gibi duruyor, sanki uçmaya hazırlanıyordu.

Bu duvar kâğıdı, bir zamanlar Fransız bir ustanın ince fırça darbeleriyle işlenmişti. Renkleri okra ile turkuaz arasında gidip gelen bir armoni yaratıyor, altın yaldızlar ışığa değdiğinde hafifçe parlıyordu. Fakat yıllar, nem, rüzgâr ve unutulmuşluk bu armoniyi bozmuştu. Şimdi kâğıt, duvardan ayrılmak üzere olan bir deri gibi kıvrılıyor, altındaki sıvanın küf kokusunu dışarı veriyordu. Her kıvrım, zamanın sessiz bir kaydıydı; her solmuş çizgi, bir hülyanın nasıl dağıldığını anlatıyordu.

Villanın sahibi çoktan göçüp gitmişti. Evin kapıları yıllardır açılmıyor, pencereler rüzgârın insafına bırakılmış birer boşluk gibi duruyordu. Fakat ben, o gece, bu villanın içine adım attığımda, sanki bir zaman kapsülüne girmiş gibi hissettim. Üsküdar’ın sokaklarında dolaşırken tesadüfen fark ettiğim bu yapı, beni kendine çağırmıştı. Belki de kâğıdın üzerindeki kuş, bir hikâye arıyordu; belki de ben, o hikâyeyi duymaya hazırdım.


2.

Üst kata çıktığımda hava daha ağırdı. Tavanın köşelerinden sızan nem, duvar boyunca ince bir çizgi hâlinde akıyor, altına doğru ilerliyordu. Kâğıt, bu nemi içmiş gibi kabarmıştı. Parmaklarımı yüzeye yaklaştırdığımda, dokunmadan bile hissedilen bir kırılganlık vardı. Sanki kâğıt, dokunuşla paramparça olacak bir anıya dönüşmüştü.

Cennet kuşunun gözleri, solmuş olsa bile hâlâ bir parıltı taşıyordu. Bu parıltı, bana eski bir hikâyeyi fısıldar gibiydi: Bir zamanlar bu villada yaşayan genç bir kadın, Avrupa’dan getirttiği bu duvar kâğıdını büyük bir heyecanla duvara astırmıştı. O, Üsküdar’ın yumuşak ışığında Paris’in hayalini kuran biriydi. Rüyaları, Boğaz’ın kıyısında bile Avrupa’nın salonlarını çağırıyordu. Cennet kuşu, onun için özgürlüğün, zarafetin ve sonsuzluğun sembolüydü.

Fakat zaman, hiçbir hülyayı sonsuza kadar taşımaz. Kadın, yıllar sonra bu villayı terk etmiş; duvar kâğıdı ise onun yokluğunda yavaş yavaş solmaya başlamıştı. Rüyalar, sahipleri gidince yalnız kalır. Bu yalnızlık, kâğıdın liflerine işlemiş, altın yaldızları küfün karanlığına teslim etmişti.

Duvarın önünde dururken, kâğıdın kıvrımlarında kendi hikâyemi de görmeye başladım. İnsan bazen kendi rüyalarının da bir kâğıt gibi duvardan söküldüğünü fark eder. Zaman her şeyi inceltir; renkleri soldurur; sesleri kısar. Fakat yine de bir şey kalır: Rüyanın kendisi değil, onun bıraktığı iz. Cennet kuşunun kanatlarında kalan o soluk parıltı gibi.


3.

Villanın içi sessizdi. Sadece uzaktan gelen dalga sesleri bu sessizliği hafifçe titretiyordu. Duvar kâğıdının önünde dururken bir an için kuşun kanatlarının hareket ettiğini sandım. Elbette bu bir yanılsamaydı; fakat bazen yanılsamalar gerçeğin kendisinden daha dürüst olabilir. Çünkü insan görmek istediğini görür, duymak istediğini duyar, kaybettiğini geri çağırmak için hayal gücünü kullanır.

Kâğıdın bir köşesi tamamen ayrılmıştı. Bu ayrılan parça, hafifçe kıvrılarak aşağı doğru sarkıyordu. Parmaklarımla onu tutup koparmak istedim; fakat sonra durdum. Çünkü bu kâğıt, yalnızca bir dekor değildi. O, bir zamanın, bir rüyanın, bir kadının ve bir evin hafızasıydı. Onu koparmak, bu hafızayı yok etmek gibi geldi. Bu yüzden sadece izledim. Kâğıt, kendi kendine düşeceği zamanı bekliyordu. Her şey gibi.

Villanın penceresinden dışarı baktığımda, Üsküdar’ın ışıkları suya yansıyordu. Bu yansıma, duvar kâğıdının solmuş renkleriyle aynı tonda bir melankoli taşıyordu. Şehir, her gece kendini yeniden kuruyor; fakat bazı evler, bazı duvarlar, bazı kâğıtlar bu yeniden kuruluşa katılmıyor. Onlar, geçmişin içinde kalmayı seçiyor. Belki de bu bir seçim değil; belki de zaman onları orada bırakıyor.

Kâğıdın üzerindeki Cennet kuşu, artık uçamayacak kadar yorgun görünüyordu. Fakat yine de kanatlarını açmıştı. Bu duruş, bana bir tür direniş gibi geldi. Sanki kuş, solsa bile varlığını sürdürmek istiyordu. Bu, hülyaların doğasıdır: Gerçek olmasalar bile, bir iz bırakmak için direnirler.


4.

Villadan çıkmadan önce, önünde bir süre daha durdum. Kâğıdın kıvrımlarında, küfün karanlığında, solmuş altın çizgilerde bir tür güzellik vardı. Bu güzellik, kusurlu bir güzellikti; fakat belki de en dürüst güzellik türü buydu. Çünkü kusurlar, zamanın izlerini taşır; zamanın izleri ise insanın kendi kırılganlığını hatırlatır.

Kapıdan çıkarken villanın içindeki nemli hava arkamdan ağır bir nefes gibi geldi. Sokak lambaları, duvarın dış yüzeyine düşen ışığı hafifçe titretiyordu. Üsküdar’ın gece kokusu, denizle karışmış bir yas gibi havada asılıydı. Fakat ben, villadan uzaklaşırken kâğıdın üzerindeki kuşun hâlâ beni izlediğini hissettim. Belki de bu, rüyaların insanı bırakmayan tarafıydı.

O gece eve döndüğümde, görüntüsü zihnimde hâlâ canlıydı. Cennet kuşunun solmuş kanatları, bana kendi hülyalarımı hatırlatmıştı. Belki de hepimiz, zamanla solan bir duvar kâğıdının önünde duruyoruz. Belki de hepimiz, bir rüyanın duvardan sökülüşünü izliyoruz. Fakat yine de bir şey kalıyor: Rüyanın bıraktığı iz. O iz, bazen bir kuşun kanadında, bazen bir duvarın kıvrımında, bazen de insanın kendi kalbinde saklanıyor.

Üsküdar’daki o villa, belki bir gün tamamen çökecek. Kâğıt, belki yarın sabah duvardan düşecek. Fakat hikâye düşmeyecek. Çünkü hikâyeler kâğıttan daha dayanıklıdır. Onlar, zamanın nemine, küfün karanlığına, unutulmuşluğun ağırlığına rağmen var olmayı sürdürür. Cennet kuşu uçmasa bile hikâyesi uçmaya devam eder.

Ve belki de bu, rüyanın gerçek anlamıdır: Uçmak değil, iz bırakmak.


Benzer yazılar:


Discover more from LIBER SINE BIBLIOTHECA

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a Reply

Trending

Discover more from LIBER SINE BIBLIOTHECA

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading

Discover more from LIBER SINE BIBLIOTHECA

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading