Spread the love

Zeyrek’in arka avlularında geçen bu hikâye, kömür çuvallarıyla örtülmüş eski bir Bizans kemerinin hafızasını, kentin dönüşümünü ve insanın kendi içindeki sessiz çatışmalarını anlatan derin bir anlatıdır. Mekânın karanlığıyla hatıranın ışığı iç içe geçer.


Mermer kemerin altındaki kömür

1.

Zeyrek’in dar sokaklarına gece çöktüğünde, taşların arasından yükselen hafif bir sıcaklık olur. Bu sıcaklık, gün boyu güneşin dokunduğu duvarlardan değil; insanların, hayvanların, unutulmuş eşyaların, bir zamanlar dua sesleriyle dolu mekânların içten içe taşıdığı görünmez bir ışıktan gelir. O ışık, kentin en eski semtlerinde hâlâ dolaşan bir hatıranın soluk nefesidir.

Ben o gece, arka avlularından birine doğru yürürken, adımlarımın sesi bile sanki geçmişe karışıyordu. Sokak lambaları titrek yanıyor, rüzgârın taşıdığı kömür kokusu havayı ağırlaştırıyordu. Bir köşede, yıkık bir portikoyu andıran eski bir kemerin altında, üst üste yığılmış kömür çuvalları duruyordu. Kemerin narin çizgileri, Bizans ustalarının bir zamanlar işlediği mermerin solgun pembeliğiyle hâlâ ayaktaydı; fakat üzerini kaplayan siyah toz, onu başka bir zamana aitmiş gibi gösteriyordu.

Önünde durduğumda içimde garip bir duygu belirdi. Sanki bu yer, bir zamanlar insanların içinden geçen duaları hâlâ saklıyor fakat onları kömürün karanlığıyla örtüyordu. Çuvalların arasından yükselen hafif bir çıtırtı, gecenin sessizliğini bozuyor ama aynı zamanda onu tamamlıyordu. Bu ses, kömürün kendi ağırlığıyla yer değiştirmesinden ibaretti; yine de kulağıma eski bir ilahinin kırık bir yankısı gibi geliyordu.

Kemerin altındaki kömür, sadece bir yakıt değildi. O, insanların hayatta kalmak için dokunduğu en temel maddelerden biriydi. Bir zamanlar kutsal olan mekânların, bugün sıradan ihtiyaçların ağırlığını taşıması, kentin hafızasında tuhaf bir denge yaratıyordu. Bu denge, ne tamamen hüzünlüydü ne de tamamen umutsuzdu. Daha çok, insanın kendi geçmişiyle kurduğu karmaşık ilişkiyi hatırlatıyordu.


2.

Avlunun bir köşesinde yaşlı bir adam oturuyordu. Elinde küçük bir kürek vardı ve çuvalların kenarına düşen kömür parçalarını topluyordu. Beni fark ettiğinde başını hafifçe kaldırdı ama konuşmadı. Gözlerinde, bu yerin tarihini bilen birinin sessizliği vardı. Yanına yaklaştım ama onu rahatsız etmek istemediğim için sadece kemere baktım.

Adam bir süre sonra, sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi alçak bir sesle mırıldandı:

“Bu kemer, bir zamanlar insanların umutlarını taşıyordu. Şimdi ise evlerin sıcaklığını taşıyor.”

Sözleri gecenin içinde kaybolmadı; aksine, avlunun taşlarına işlenmiş gibi kaldı. Ona bir şey söylemek istedim ama kelimeler boğazımda düğümlendi. Çünkü bu yerin ağırlığı, konuşmayı gereksiz kılıyordu. Adamın sözleri zaten her şeyi anlatmıştı.

Kemerin üzerindeki mermerde, neredeyse silinmiş bir haç işareti vardı. Kömür tozu, çizgilerin içine dolmuş, onu görünmez kılmaya çalışıyordu. Fakat mermerin derinliğinde saklı olan iz, hâlâ oradaydı. Bu iz, zamanın her şeyi değiştirebileceğini ama bazı şeyleri tamamen silemeyeceğini hatırlatıyordu. İnsan hafızası da böyle değil miydi? En karanlık anılar bile bir yerlerde soluk bir ışık bırakır.


3.

Avludan ayrılmadan önce, kemerin altına biraz daha yaklaştım. Kömür çuvallarının arasında duran bir parça mermere dokundum. Soğuktu. Bu soğukluk, gecenin serinliğinden değil; yüzyıllardır dokunulmamış bir hatıranın sessizliğinden geliyordu. Mermerin yüzeyinde dolaşan parmaklarım, sanki geçmişle bugünün arasında bir köprü kuruyordu.

Zeyrek sokaklarında yürümeye devam ederken, her adımda bu avlunun ağırlığını taşıdığımı hissettim. Kömürün kokusu, mermerin soğukluğu, yaşlı adamın sözleri… Hepsi bir araya gelerek kentin hafızasında yeni bir katman oluşturuyordu. Bu katman ne tamamen karanlıktı ne de tamamen aydınlık. Daha çok, insanın kendi içindeki çatışmaları yansıtan bir gölgeydi.

Bir süre sonra başka bir avluya ulaştım. Bu avlu daha aydınlıktı; duvarlarında sarmaşıklar, yerde eski bir çeşme vardı. Çeşmenin kenarına oturdum ve suyun hafif akışını dinledim. Bu ses, kömürün çıtırtısından farklıydı; daha yumuşak, daha sabırlıydı. Sanki bana her şeyin bir dönüşümü olduğunu anlatıyordu.


4.

Kömür bir zamanlar ağaçtı. Ağaç bir zamanlar topraktı. Toprak bir zamanlar ışığı saklıyordu. İnsan da böyle değil mi? Her dönüşümde bir şey kaybeder ama başka bir şey kazanır. Kemerin altındaki kömür çuvalları bu dönüşümün en somut haliydi. Bir zamanlar kutsal olan mekânın bugün sıradan bir depoya dönüşmesi aslında hayatın kendisinin bir yansımasıydı.

Çeşmenin başında otururken avludaki sessizlik bana bir hikâye fısıldadı. Bu hikâye, kentin taşlarına sinmiş binlerce hikâyeden sadece biriydi. Ama o gece benim için en önemli olanıydı. Çünkü bana geçmişin sadece bir hatıra olmadığını, aynı zamanda bugünün bir parçası olduğunu hatırlatıyordu.

Zeyrek’in sokakları, insanın kendi iç dünyasına benzeyen bir labirenttir. Her köşe, başka bir duyguyu saklar. Her avlu, başka bir hikâyeyi taşır. Kemerin altındaki kömür çuvalları, bu labirentin en karanlık ama en dürüst köşelerinden biriydi. Çünkü orada, kutsal olanla sıradan olan yan yana duruyor; geçmişle bugün birbirine karışıyordu.


5.

Gece ilerledikçe sokaklar daha da sessizleşti. Evlerin pencerelerinden sızan ışıklar taşlara yumuşak bir parıltı veriyordu. Bu parıltı, kentin yorgun ama dirençli ruhunu yansıtıyordu. Zeyrek her zaman böyleydi: yıkık ama güçlü, eski ama canlı, sessiz ama derin.

Eve dönerken, kemerin altındaki kömür çuvallarını bir kez daha düşündüm. Onlar, sadece birer çuval değildi. Onlar, kentin hafızasının yeni bir katmanıydı. İnsanların hayatlarını sürdürebilmek için dokunduğu bir madde, bir zamanlar kutsal olan bir mekânın içine yerleşmişti. Bu karşıtlık, aslında hayatın kendisiydi.

Ve ben, bu karşıtlığın içinde yürürken, kendi içimde de benzer bir dönüşüm hissettim. Geçmişin ağırlığıyla bugünün ihtiyaçları arasında bir denge kurmaya çalışan bir insanın sessiz adımlarıydı bunlar. Kemerin altındaki kömür bana şunu hatırlattı: Her şey, sonunda kül olur. Ama kül, yeni bir başlangıcın da habercisidir.



Discover more from LIBER SINE BIBLIOTHECA

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a Reply

Trending

Discover more from LIBER SINE BIBLIOTHECA

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading